Blotted Science – “The Animation Of Entomology” bugün Avrupa’da yayınlandı

Bu müzik ustalık gerektirir!

2004 yılında kurulan San Antonio, Texas’lı enstrümental progresif metal süpergrubu Blotted Science’ın ilk ve yeni EP çalışması “The Animation Of Entomology” bugün Avrupa’da piyasaya sürüldü. 2007 yılında çıkardıkları ilk albümleri “The Machinations Of Dementia” sonrası başarılı bulunan topluluğun kadrosunda Alex Webster (Cannibal Corpse), Ron Jarzombek ve Hannes Grossmann gibi tecrübeli isimler var.

“Ingesting Blattaria” isimli mide bulandırıcı video klibi izleyerek Blotted Science’ın müziği hakkında fikir edinebilirsiniz.

Emmure – Felony

Uzak durun!

En kaba tabiriyle “metalcore ve death metal öğelerinin iç içe kullanıldığı” deathcore alanında son birkaç yılda sayısız albüm yapıldı. Tarzın gelişmekte olduğu fark edilmesine rağmen bu süreçte deathcore olmayan birçok topluluğa “deathcore’dur” denildi. Tarzların ucundan bir şeyler katarak “biz bir sürü tarz birden çalıyoruz” diyenlerin bazıları iddiadan ibaret oldu, kimileri güzel sentezler ortaya çıkardı. İki tarzı yanyana getirip tek bir isim altında dinleyiciye sunabilmek sanıldığı kadar kolay olmayabiliyor. Emmure deathcore tarzında bu vaziyetin tam tersini gerçekleştirenlerden biri olmayı başarmıştı. 

Bazı New York’lu müzisyenleri de kapsayan 2003 doğumlu, Connecticut’lı ekibin Victory Records’ın kendine has topluluklarından biri olduğu biliniyor. “Goodbye To The Gallows” ve “The Respect Issue” albümleri sonrası beklenen “Felony” isimli çalışmalarının gerçekten adı gibi tam bir cinayet işi olduğu söylenebilir. Para, uyuşturucu, alkol ve tabanca temalarıyla dolu olan kitapçığı ve parça sözleriyle (sinema filmleriyle araları iyi görünüyor) bu albümün dinleyicide “yok etmeye dayalı” bir izlenim bıraktığı rahatlıkla söylenebilir. Ama çaresizlik ve bataklığın içine saplanılmış bir ruh halinin içinde bulunulduğu dikkatlerden kaçmıyor.      

32 dakikayı geçmeyen albümde Emmure’un gerçek kimliği ortaya çıkıyor. Özellikle Marc-Antoine Lussier ve Bryan Goldsman’ın yapımcılıktaki başarıları, grubun enstrüman tonlamalarındaki ve çalış tekniklerindeki ayrıcalıkları “Felony” yi özel bir kayıt haline getiriyor. “I Thought You Met Telly And Turned Me Into Casper”, “The Philosophy Of Time Travel”, “R2deepthroat, “Bars In Astoria” ve “Don’t Be One” gibi ilgi çekici Emmure parçalarının yer aldığı “Felony” isimli albümü edinmek isteyenlerin deathcore tarzında yeni şeyler keşfedeceği söylenebilir. Sapla samanı karıştırmayanlar için “Felony” doğru bir seçim!      

PARÇA LİSTESİ      

1. Sunday Bacon, 02. I Thought You Met Telly And Turned Me Into Casper, 03. I<3 EC2, 04. Felony, 05. You Sunk My Battleship, 06. The Philosophy Of Time Travel, 07. First Impressions, 08. R2deepthroat, 09. Bars In Astoria, 10. Lesson From Nichole, 11. Don’t Be One, 12. Immaculate Misconception.      

BAĞLANTI NOKTALARI      

http://www.emmure.com      

http://www.myspace.com/emmure      

http://www.victoryrecords.com

Between The Buried And Me – The Great Misdirect

Yetenek, deneysellik, yaratıcılık!

Bazı topluluklar vardır, ortaya öyle bir müzik sunarlar ki dinlettikleriyle yıllar boyunca piyasada en üst sıralarda kalabileceklerinin sinyalini verirler. Bu tarz ekipler gerçekten kıymetli oluyorlar, arada sırada görünüyorlar. Dertleri sadece piyasaya yeni bir soluk getirmek değil, yapılmamış olanları yapmak oluyor. Bunun için de bir müzisyene çok şey gerekiyor.

Between The Buried And Me… Bu ismi dinlemeyenlerin bile en azından duyduğunu düşünüyorum. Kısa sürede şanları yayıldı, şu an MySpace’te reklamları dönüyor. “The Great Misdirect” 2009 yılının en iyi albümleri sıralamasında yerini çoktan buldu. CD kapağında Decibel tarafından yazılmış “Slayer etkileşimli Genesis” ibaresi görenlerini şaşırtıyor.

Bu albüm topluluğun altıncı albümü oluyor ve ekibin de belirttiği üzere BTBAM’in en iyi albümü olmuyor. Çünkü BTBAM sadece bu albümle kendinden söz ettiren bir ekip değil ama tırmanışa geçtikleri söylenebilir. Çeşitli tarzları harmanlayan, ilginç parça sözlerini bünyesinde barındıran, gelecekte konuşulacak bir albüm “The Great Misdirect”. “Disease, Injury, Madness” hayli sıradışı bir parça, bunu orijinalliğine bağlayabiliriz.

Sadece “Obfuscation” tarzı parçalar yazan bir ekip olsalardı çaldıkları tarzların popülerliğinle paralel bir gelecek onları bekliyor olacaktı. Kendileri sadece “Swim To The Man” parçalarını çalarak bile kalitelerini gözler önüne serebilirler. Müzisyenlerin on parmağında on marifet var. Siz siz olun, bu albümü dinlemeden önce diğer albümler hakkında yorum yapmayın!

PARÇA LİSTESİ

01. Mirrors, 02. Obfuscation, 03. Disease, Injury, Madness, 04. Fossil Genera – A Feed From Cloud Mountain, 05. Desert Of Song, 06. Swim To The Moon.

BAĞLANTI NOKTALARI

http://www.myspace.com/betweentheburiedandme

http://www.victoryrecords.com

Tears Of Mankind – Without Ray Of Hope

Bahsettikleri şey keder!

Tears Of Mankind tek kişiden, Phil’den oluşuyor (gitar, bas gitar, bateri, klavye ve sample bölümler ondan soruluyor) ve kendisi Rusya’dan bizlere sesleniyor. Doom, death ve gothic metal ekseninde bir müzik icra eden Tears Of Mankind’ın “Without Ray Of Hope” adlı çalışması grubun ilk albümü oluyor ve bize kalırsa bazı zayıf yönleri bulunuyor.

Sunumu ayrı bir konu, kayıt kalitesi ortalama olarak görünse de vokal olarak kulağımıza gelen bazı bölümlerin itici olduğunu söyleyebiliriz. Bu albümden sonra “K Odinochestvu” ve “Silent Veil Of My Doom” isimlerine sahip tam iki albüm çıkaran ekibin geldiği noktayı tespit etmemiz şu an için pek mümkün gözükmüyor. Ancak bu albümün taze albümleri olduğunu bilseydik hayal kırıklığına uğrayacaktık.

Söz ettiğimiz albüme gelene kadar tam 9 demo kayıt çıkarmayı başaran Tears Of Mankind, Stygian Crypt Productions etiketiyle çıkan bu albüm sonrasında plak firmasını değiştirmişti. “Without Ray Of Hope” albümü üzüntü ihtiva ediyor ve bunu müzikleri vasıtasıyla hissetirebiliyorlar. Sonu cinnete vardırmayan, tek kişilik bir gruba (hiç kolay değil!) yakışır bir ilk albüm!

PARÇA LİSTESİ

01. Without Hope, 02. Eternal Sadness, 3. Deep Inside The Silence, 04. Theme Of Laura, 05. Emotion Oblivion, 06. From Dark To Light, 07. The River, 08. Never, 09. Through the Storm, 10. The Winter Dance, 11. Sweet Harmony.

BAĞLANTI NOKTALARI

http://www.myspace.com/tearsofmankind

http://www.realmusic.ru/tears

http://www.stygiancrypt.com

Mastic Scum ile çember çukurunun içinde…

Onlardan öğrenilecek şeyler var!

Kemancı’nın kapısından girdikten sonra UÇK Grind’ın çalıp indiğini Tanju’dan öğrendim. Sağlık olsun. Sonra mekanın alt katına indim ve karşımda duran CD standını fark ettim. Başında ise Man vardı. Kendisi Cenotaph’ın canlı bateri vuruşlarını işittikçe iki eliyle bagetlerini dizine vuruyordu. İlk kez bir yeraltı topluluğu elemanının daimi olarak kendi standının başında bulunduğunu gördüm. Bu işi başkasına verebilirlerdi, herkese dinleyiciyle iletişimin ne şekilde olması gerektiğini göstermiş oldular. Sadelerdi. Başka bir yabancı CD standı daha vardı ama oraya pek yoğunlaşamadım, doğrusu baktıklarımın da ne olduğunu çıkaramadım. Karanlıktı.

Etraftaki dinleyicilerin Cenotaph’ı izlerken aralıksız pogo yaptıklarını gözlemledim. Bir anda ortama yabancılaştığımı hissettim. Çalınan müzikleri sindirmekle gördüklerim arasında kaldım. Sonuçta Mastic Scum performansını sergilendiğinde bende aralarında olacaktım ve pogo o gün Mastic Scum’a yakışırdı. Bu kıyas değil, müzik farkı; dileyen kıyas da edebilir. Elbette bir takım sınırlar çerçevesinde eğlentiler serbesttir ama şu güne kadar Cenotaph gibi bir grubu canlı izlerken pogo yapmadım. Bunu müziklerine bağlıyorum. Deşarj olmak için pogo yapılabiliyor ama pogo yaptırmaya müsait olmayan parçalar eşliğinde pogo yapmak bana anlamlı gelmiyor.

Cenotaph son parçalarını çaldıktan sonra Mastic Scum hazırlıkları başladı. Bir yandan görüntü almak için küçük bir ayaklı kamera hazırlandı. İlgilenecek kimseye karşı teşekkürlerini önceden sundular. Naziktiler. Sahne aldıklarında karşılarında daha büyük bir kalabalık buldular. Yorgun izleyicilere yenileri de katıldı. Şunu belirtelim; konser alanı küçük, diğer kapalı mekanlara göre biraz daha havadar olmasına rağmen basık, mimarisi açısından seyirciyi ikiye bölen bir yapısı var. Kolonların dibinden kaçmayan ama sahnenin neredeyse içinde olan birileriyle, kolonlardan sakınan ama sahneyi yakından görmeye çalışan birileri vardı.

Geniş çemberler esnasında herkes her yerde olsa da sahne önündeki heyecanlı izleyicilerin kulaklarının geçici olarak zarar gördüğünden eminim. Bu soruna çözüm bulmak seyirciye düşmüyor. Ne mekanın sahibiler, ne de konseri ayarlayıp mekanı seçenler onlardı. Hoplayıp zıplayan bir adamın kısa sürede nefesinin kesilmesi, kulaklarının duyma seviyesinin azalması konser zevkini azaltan öğeler olarak karşımızı çıkıyor. 1. HAVALANDIRMA, 2. SES KOLONLARININ SEYİRCİYLE TEMASI şeklinde vurgulayalım. Yine de baştan sonuna kadar eğlendim, pogo keyifliydi, sevdiğim bir grubu izledim, oksijensiz kalana kadar mekandan ayrılmadım.

“Overdose” parçası çalındıktan sonra adı gibi bende kitlenmiş oldum. Ortalama bir Mastic Scum dinleyicisini tatmin edecek kadar tüm tanınmış parçalarını çalmışlardı. Bundan da en çok seyirci memnun kaldı. Evet, bu konser ekibin de dediği gibi olsa olsa “blaaaaaaaaaast!!!” olurdu ve oldu. Büyük katılımları gözlemlemedim, kendi adıma bunu beklemek söz konusu değildi. Grindcore müziğin içinde olup Mastic Scum ekibin ne manaya geldiğini bilen bazı izleyicilerin de bu konserde olmadıklarını fark ettim. Zamanla bir şeylerin azalıyor olduğundan mıdır bilemem ama benim için Mastic Scum topluluğunu buraya yeniden getirme fikri bile güzeldi.

Fatalist – The Depths Of Inhumanity

Stockholm, Gothenburg değil!

Incantation’ın beyni John McEntee’nin firması Ibex Moon Records bundan tam 4 gün sonra Ventura, California’lı Fatalist topluluğunun “The Depths Of Inhumanity” adlı yeni ilk albümlerini yayımlayacak. Eski tarz İsveç death metal müziğinin hayranları olan Fatalist’in bu albümleriyle birlikte Dismember, Entombed, Grave, Nihilist ve Unleashed gibi ekiplere karşı olan saygılarını sundukları söylenebilir.

Abysmal Dawn, Destroyed In Seconds, Exmortus, Flesh Consumed, Gravehill, Impaled ve Inherit Disease gibi isimlerle aynı sahneyi paylaşan grubun adı önceleri Stockholm Syndrome olarak biliniyordu ve tanınmış İsveç death metal parçalarını yorumluyorlardı. Wes Caley (Exhumed, Uphill Battle) 3 yıl önce geminin dümenini bu yöne çevirdi ve “The Depths Of Inhumanity” oluşturuldu.

Autopsy, Carnage, Edge Of Sanity, Evocation, Fleshcrawl, Necrophobic ve Obituary gibi topluluklardan etkilendiklerini de açıkça ifade eden Fatalist’in bu albümünde Wes Caley gibi bir müzisyenin olduğu “Frozen Epitaph” parçasıyla anlaşılıyor, sağlam altyapıları ortaya çıkıyor. “Morbid Derangement” ve “Contamination” çalışmaları ile görülüyor ki ilk iki parçanın aksine biraz daha geçmişe gidiliyor.

“Life Deploration” parçasını dinlerken büyük keyif alabilirsiniz ki albümün en iddialılarından biri olarak kulaklarımızı tehdit ediyor. Çalışmayla aynı adı paylaşan “The Depths Of Inhumanity” parçası eser bitmeden bir güzellik daha yapıyor ve kendisine hayran bıraktırıyor. 2005 yılı öncesi eski tarz ekstrem müzikleri kendi müzikleriyle harmanlayan Exhumed’un materyallerini beğenenler bu albüme şaşıracak!

PARÇA LİSTESİ

01. Frozen Epitaph, 02. Internal Misery, 03. Morbid Derangement, 04. Contamination, 05. Death Will Remain, 06. Homicidal Epitaph, 07. Impulse To Kill, 08. Life Deploration, 09. Enthralled By Pain, 10. The Depths Of Inhumanity, 11. Rivers Of Blood.

BAĞLANTI NOKTALARI

http://www.fatalistband.com

http://www.myspace.com/fatalist666

http://www.ibexmoonrecords.com

Kevin Talley

Hayatının anlamı baterileri!

Ne kadar zamandan beri bateri çalıyorsun ve onunla tanışman nasıl oldu?

20 yıldan bu yana çalmışlığım var ve kendim baterilere merak saldım çünkü ağabeyim sürekli bateri çalmak isterdi. Teçhizatımız vardı ve çalarken bir yandan kendisi gitara geçerdi. Sonra sevdiğimiz metal parçalarını çalmaya başlardık. Eski Metallica, Sepultura hatta Guns N’ Roses toplulukları parça listemizde olurdu.

Dinleyerek büyüdüğün kimler var ve şu anda hangi bateristleri takdir ediyorsun?

Metallica, Sepultura, Morbid Angel, Deicide, Slayer ve Pantera ekiplerinde benim sevdiğim bateristler var. Bu toplulukların parçalarını çalmayı hep sevdim. Aralarındaki Deicide en zor olanıydı.

Bateri çalış tarzın için en çok sevdiğin tarz diyebilir miyiz?

Tarzımın geneli Lars, Igor ve Vinny Paul’dan geliyor. Onların alışkanlık yapan havaları var ve gitarları takip etmeden bateri partisyonları yazabiliyorlar. Müziklerine yumuşaklık ve sertlik ilavelerini yapıyorlar ve bu kısımlar birçok dinleyici için ilgi çekici gelebiliyor.

Sence hangisi diğerinden biraz daha önemlidir: yetenek mi, tecrübe mi?

Şimdi kendimi tecrübeli bir hale getirmiş bulunuyorum, biliyorum ki tecrübeler yetenekten daha önemlidir. Tecrübeli bateristler dinleyicilerin kendilerini iyi hissetmelerini sağlayabilirler. Bu işe uzun süreli vakit ayırmakla ilgili bir şeyden söz ediyorum, ilerleme yatak odasında çalmakla ilgili değildir.

Bu noktada geliştirdiğin teknikler konusunda kendini rahat hissediyor musun, yoksa öğrenmek isteyeceğin şeyler var mı?

Evet, çalışımdan memnunum tabii ki. Ama öğrenmem gereken birçok şey var. İstersem her şeyi yapabilirim ama daha fazla öğrenmek yazma becerisi açısından daima gereklidir… ve keyiflidir.

Ayak hızından memnun musun?

Evet, memnunum. Her ne kadar hızlıysam, hızımı arttırmaya ihtiyaç hissetmiyorum. Groove kısımlara ve çift bas içeren partisyonları yazmaya çalışırken bu konu biraz uzakta kalıyor. Artı 230 bpm ölçülerini aşan çift baslı parçaları sevmiyorum. Çok hızlı olurlarsa güçlerinden kaybetmeleri söz konusu olabiliyor.

Bateri firmaları tarafından desteklenir bir duruma nasıl geldin?

Tarihçemi onlara göndererek desteklenmeye başladım. Onlar sadece işime yarayacak olan hangi ürünü tanıtacağımı bilmek istiyorlar. Zildjian favorimdir, bana $10,000 değerinde ücretsiz büyük zillerini vermişlikleri var. Onlar bu işin ustası!

Misery Index, Chimaira ve Dååth zamanların bir yana Blogger Schizo! için favori Talley performansları Dying Fetus dönemine denk düşüyor. O günleri nasıl hatırlıyorsun?

Evet, Dying Fetus günlerini seviyorum. Çok eğlenmiştik ve özellikli sesler elde etmek istediğimde herhangi bir baskı altında kalmamıştım. Yapmak istediğimiz müziği tam anlamıyla üretmiştik. İyi zamanlardı.

Singapur taraflarından Absence Of The Sacred topluluğu ne alemde?

Onların albümünü kaydettim ve şu anda bitiş çizgisine yaklaşıyorlar. Uzun sürdü diyebilirim. Bence birkaç ay içinde son noktayı koyarlar.

Sen ve müziğin hakkında ne hissediyorsun ve geleceğin?

Şöyle ki ben bir stüdyo bateristiyim ve bunu seviyorum. İnsanlar bana kaydettikleri parçaları gönderirler ve bende üzerine bateri partisyonlarını yazarım. İnternet sayesinde bugün her şey daha kolay. Web sayfalarımı gezerseniz bu konuyla ilgili ayrıntılı bilgiyi sağlayabilirsiniz. Bateri çalmaya gelecekte devam edeceğim. Vazgeçemeyecek kadar da çok seviyorum!

Çaldığın topluluklar dışında dışarıda ne gibi aktivitelerle ilgileniyorsun?

Tenis sporunu severim, snowboard, kamp ve doğa ile türlü şekillerde iç içe olmayı tercih ediyorum. Kısa filmler çekmekten hoşlanıyorum. YouTube kanalında “Pool Killer” adlı video çalışmasını inceleyebilirsiniz. Dehşet verici!

Yanıtların için teşekkürler Kevin! Bir gün İstanbul’da çalacak mısın? İyi eğlenceler!

Gerçekten Türkiye’de olmak isterim. Baterilerime ihtiyaç duyan bir grubunuz olursa atlar uçağa gelirim!!! Albüm kaydettikten sonra performans sergilemek için de gelebilirim!

Söyleşi için teşekkürler!

Kevin Talley