Stigmata – The Wounds That Never Heal

Yalanı seçen ölür!

I Scream firması geçtiğimiz günlerde Stigmata’nın “Hymns For An Unknown God” ile “Do Unto Others” adlı eski albümlerini tek bir CD’de buluşturarak “The Wounds That Never Heal” adı altında yeniden yayınladı. Albüm ekibin 20’inci kuruluş yıldönümleri şerefine üretildi. Her iki albüm arasında zaman farkı olsa da Stigmata’nın tarzını bozmadığı, hatta müziklerini ileriye götürdükleri açıkça görülüyor. New York hardcore camiasında yeri olan bu topluluğun en başta ortaya koydukları tavır dikkatleri çekiyor. Amerikan vatandaşı olup da duyarsız olmayan sıkı müzisyenleri seviyorsanız, onların bahsettikleri şeyleri kendinizde buluyor ve bu konuların herkesi ilgilendirdiğini düşünüyorsanız Stigmata size hitap ediyor demektir.

Mantıklı bir sebep üretmeden Biohazard’tan nefret edip “ben büyük hardcore hayranıyım!” demek güçtür (elbet sadece Biohazard dinleyerek gerçek bir hardcore hayranı olunamaz) ama eski tarz hardcore dinleyip New York bölgesini tercih ediyorsanız iyi bir karar vermişsinizdir. İşin en çok tat verdiği ve gerçekleriyle yapıldığı yıllardan günümüze kadar gelen müziklerin hala yıpranmadığını görebiliyoruz. Stigmata’yı dinliyorken bunları düşünebilirsiniz.

Roma Katolik inancıyla yakından ilişkili olan bir ismi kullanan Stigmata’nın özü sözü bir, dalında hatırlatılması gereken bir topluluk olduğu rahatlıkla söylenebilir. CD’nin çarşaf gibi açılan kitapçığını iyice incelemeden yorum yapılırsa sağlıklı olmayacaktır. Günümüz hardcore topluluklarında çok görülen “dövüş!”, “savaş!”, “peşinden git!” gibisinden şeylerin Stigmata’da var olduğu görülüyor. Onlarda başının çaresine bakmayı tercih ediyor, bunu hayatın içinden olan sözleriyle belirtiyorlar. Bob Riley’nin vokalleri kendi tarzı içinde hayli farklı ve dinlenesi geliyor. Buna gitar melodilerini de ekleyebiliriz ki Stigmata parçalarını süslemeyi iyi biliyor. Bateristleri Jason Bittner’ı Shadows Fall topluluğundan tanıyoruz ve bu albümde mükemmele yakın iş çıkartıyor. Stigmata parçalarına efektli konuşmalar eklemeyi seviyor.

“Nothing But Enemies” parçası ile istediklerimizi duyuyoruz. “Murder Of Life” parçasında “korkuya inan, korku hayatının sonu, inandığın korkudur, korkarak yaşa çünkü sen “güçsüzsün” sözleri geçiyor. “Clipper Of Wings” iyilerden biri olarak adlandırılabilir. “Burning Human” parçasında “gerçek hislerimizi paylaşamadığımız, sığınacak yer olmadığı” gibi şeylerden bahsediyor. “Nothing But Enemies” parçasının konser kaydıyla yeniden havamızı buluyoruz. “No Compromise”, “Violence With Violence” ve “Drowning” gibi parçalarla hardcore keyfini sürdürüyoruz. “No Regrets” parçası “iyiyi kötüyle birlikte alırsın” diyor. “Mad World” parçasında toplumsal konular irdeleniyor. Devamında gelen “Haunted By Memories” parçası Stigmata’nın tarzını iyi yansıtıyor. “The Losing Dice” parçasının müziği dağıtmalık, “Follow Your Heart” çalışması gibi diyebiliriz. “Life 4 A Life” gibi albümün tarzı ve içeriğine uyan bir parça güzel bir seçim görünüyor. “Gerçek hardcore” tabirine inanıyorsanız “The Wounds That Never Heal” tam size göre!

PARÇA LİSTESİ

01. Save Us, 02. Nothing But Enemies, 03. Murder Of Life, 04. Ignorant & Wired, 05. Clipper Of Wings, 06. Hands Of God, 07. Burning Human, 08. Nothing But Enemies (Live), 09. No Compromise, 10. Violence With Violence, 11. Can’t Bring Me Down, 12. Drowning, 13. No Regrets, 14. At What Price?, 15. Mad World, 16. Haunted By Memories, 17. The Losing Dice, 18. Follow Your Heart, 19. Life 4 A Life, 20. Thru These Eyes, 21. Can’t Bring Me Down (Live).

BAĞLANTI NOKTALARI

http://www.myspace.com/stigmata518

http://www.iscreamrecords.com

Reklamlar

Mucky Pup – A Boy In A Man’s World + Now

Şu oğlana "şimdi" kulak verin!

Geçmişi 1985’lere dayanan New Jersey’li Mucky Pup topluluğunu devrinde dinleyenler daha iyi bilir ki onların 1989 tarihli “A Boy In A Man’s World” adlı albümleri ilk çıktığında (bir nevi “Adam Olmak İstemiyorum”) hayli önemsenmişti çünkü ekipçe farkı yakalamışlardı ve merak edilmeleri haklarıydı. Vokalde Chris Milnes, bateride John Milnes, gitarda Dan Nastasi ve bas gitarda Dave Neabore (sonradan Marc Baker) bir araya geldiğinde ortaya gülünç sözler ve ilham verici bir müzikalite çıkıyordu. Adeta hem eğleniyor, hem de eğlendiriyorlardı. Onların hala diğer hardcore gruplarına fazla benzemediklerini görebilmekteyiz. Daha ilk dönemlerinde Bad Brains, GWAR, Murphy’s Law, Primus ve Red Hot Chili Peppers gibi ciddi isimlerle aynı sahneyi paylaşan bir ekipten söz ediyoruz ki bu müzisyenlerin sonradan hardcore müziğin babalarıyla aynı sahnelere çıktıkları biliniyor.

90’ların birçok topluluğuna yol gösterecek kadar önemli olan Mucky Pup ekibinin Avrupa’da da seyirci bakımından üstünlüğü var. İçinde bulunduğumuz sene içersinde sonradan bir araya gelseler de birkaç konserden ileriye gidemediler. Yine Aralık ayında birkaç performans daha verecek olan ekibin yeraltı metal/hardcore müziğinde kendilerine has bir yerleri var. Kurucu Dan Nastasi bir dönem Dog Eat Dog ekibindeydi, ve bu ekipte ticari başarılar olmak üzere dinleyicilerle yakınlaşmayı bilmişti. “Now” ise “A Boy In A Man’s World” çalışmasından sadece iki sene sonra çıkan bir albüm ve komediyi hala sürdürdükleri görülüyordu. Mucky Pup ismi gelince akla şizofrenik bir bakış açısı, politika ve politikacıları iğneleme geliyor. At gözlükleri olmayan, esprileriyle zeki olduklarını kanıtlayan, kısa ama öz eleştirel yanları var olan grubun hayatın içinden türlü konu hakkında söz yazdıkları görülüyor.

Bloodhound Gang gibi grupların türemesinde payı bulunan Mucky Pup topluluğunun iki CD ücretine tek bir CD parası ödenerek edinilebilen bu çalışmasının içersinde enstrümantal açıdan birçok parçanın olduğu fark ediliyor. Ne güzel ki “To Be Lonely” parçasına bakıp “melodik punk rock damarı da yapabiliriz” mesajı alıyoruz, ne güzel ki enstrümantal parçalarda slap bas modunda takıldıkları için “funkvari işlerde tarağımız var” dediklerini duyabiliyoruz, ne güzel ki kimi yerlerde kulağa çalınan sert müzikleriyle “crossover müziği de bizde var” cümlesini kafamıza yazabiliyoruz. “Reagan Knew”, “P.T.L.”, “Hotel Penitentiary” ve “I Know Nobody” parçalarını ilk dinleyişte sevebilirsiniz ama “Batman”, “Landscrapers”, “Death By Cholesterol”, “Big Freeze”, “Mucky Pumpin Beat”, “Walkin With The Devil” ve “Yesterdays” gibi parçaları atlamamak gerekiyor. Orijinal üretimin değerini bilenler bu yeniden yayınlanan çalışmaları kesinlikle ıskalamamalı, neden değerli olduklarını anlamalı!

PARÇA LİSTESİ

01. U-Stink, 02. Batman, 03 Someday, 04. Reagan Knew, 05. Landscrapers, 06. Never Again, 07. Death By Cholesterol, 08. P.T.L., 09. A Boy In A Man’s World, 10. Little Pigs, 11. All’s Cool, 12. Jam It, 13. Whasky Wabbit, 14. Big Freeze, 15. Hippies Hate Water, 16. Three Dead Gophers, 17. Jimmys, 18. Baby, 19. She Quieffed, 20. Feeling Sick, 21. A Headbanger’s Balls & 120 Minutes, 22. My Hands Your Neck, 23. Face, 24. Hotel Penitentiary, 25. Mucky Pumpin Beat, 26. I Know Nobody, 27. Walkin With The Devil, 28. Yesterdays, 29. To Be Lonely.

BAĞLANTI NOKTALARI

http://www.muckypup.com

http://www.myspace.com/muckypup

http://www.iscreamrecords.com

Reno Divorce – Tears Before Breakfast

Has melodik punk rock!

Has melodik punk rock!

1990’lı yılların ortalarında Orlando’da kurulan, 2000’li yılların başından itibaren Denver’da müziklerini üretmeye devam eden Reno Divorce topluluğunun çaldıkları süre boyunca Kuzey Amerika’da ciddi bir hayran kitlesi edinmeyi başardığı fark ediliyor. Söz ve müzikleriyle “sokak müzikleri” olarak lanse edilen bir tarzın peşinden gittikleri için sonunda I Scream Records ile anlaşmayı başaran isimlerden biri oluverdiler. Bunun manası gelecekte onları daha iyi yerlerde görebilmemiz oluyor. İlk I Scream Records albümleri olan “Tears Before Breakfast” 12 Ekim tarihinde piyasaya dağıtılacak.

“Tears Before Breakfast” dördüncü Reno Divorce albümü ve beş yıldan bu yana merak edildiği söylenebilir. Son dönemlerinde ürettikleri sağlam parçalarını bu albüme koyan ekibin kendi bölgesinde defalarca “en iyi punk topluluğu” seçildiğini hatırlatalım. Agnostic Front, Dead Kennedys, Henry Rollins ve Street Dogs gibi ciddi isimlerle aynı sahneyi paylaşan Brent Loveday ve arkadaşlarının şu çalışmasını bahsettiğimiz isimlerin işleriyle aynı kefeye koyamayız, çünkü onların kendi yollarını çoktan çizmiş olduğu gözlemlenebiliyor. İlgili önemli medya kuruluşları da bu vaziyetlerine hak verdi.

Kapağıyla, kitapçığıyla farklı bir havayı yakalamayı başarmış olan albümün içindeki “Firecracker”, “How Long’s It Been?” (bu parçanın video klibine ekibin sayfalarından ulaşabilirsiniz), “True Love”, “I Won’t Say No” ve “Behind Closed Doors” isimli parçalara dikkat verilmesi gerekiyor. Melodiye boğmadan tadında bırakan, orta tempolu, kimi yerde hızlı tempolu, yormayan bir albümden söz ediyoruz. Agent Orange, Gaslight Anthem, Social Distortion ve Zeke’nin müziklerine hayran olanların tarzında iddialı olan bu albümü severek dinlemelerini bekleyebiliriz, Reno Divorce dörtlüsünü takip edin!

PARÇA LİSTESİ

01. Supercharger, 02. Firecracker, 03. All Show, No Go!, 04. How Long’s It Been?, 05. True Love, 06. Our Dreams Are The Same, 07. Say It, 08. I Won’t Say No, 09. Can’t Win For Losin’, 10. Behind Closed Doors, 11. One Step Closer To The Edge.

BAĞLANTI NOKTALARI

http://www.renodivorceonline.com

http://www.myspace.com/renodivorceonlinecom

http://www.iscreamrecords.com