Die Among Heroes – Die Among Heroes

Kendin yap felsefesi işliyor!

İnternete indirilmek üzere bırakılmış yasal albümlere göz atıyorken içlerinden Die Among Heroes topluluğunu çekip aldık. Siz Texas’lı ekibin MySpace sayfalarında “yeni metal” tabirini kullandıklarına bakmayın, kendileri metalcore müziğin melodik kanadında yüzüyor. Onları dinliyorken Killswitch Engage, Trivium ve All That Remains gibi ekipleri anabiliyoruz ama şunu da söylemek gerekir ki DAH’in defalarca dinlenmesi sonucunda hafızalarda olumlu bir resim bıraktıkları öne sürülebilir.

“In The Event I Don’t Return”, “Perish What Ignites The Flame”, “Forgive This Murder” (adeta af dileniyor), “With All That Has Been Lost” (vokallere dikkat) ve “My Failing Attempts” (güzel bir son) parçalarını değerlendirmeye almak lazım geliyor ki diğer 3 parçanın ara faslı olduğu söylenebilir. İşte bu 5 parça birbirinden başarılı ve topluluğun gelecek başarılı çalışmaları için büyük ümit veriyor. The Empire Shall Fall’dan sonra tarzında dinlediğimiz en güzel parçalar Die Among Heroes’a ait!

PARÇA LİSTESİ

01. Sound Of Memory, 02. In The Event I Don’t Return, 03. Perish What Ignites The Flame, 04. Forgive This Murder, 05. Under These Street Lights, 06. With All That Has Been Lost, 07. Her Warm Embrace, 08. My Failing Attempts.

BAĞLANTI NOKTALARI

http://www.myspace.com/dieamongheroes

Before There Was Rosalyn – The Führer: An Allegory Of A History Of Deception

Yeni neslin ümitsizliği!

“Rebirth” ve “As Far As The Moon From The Sun” kayıtlarının ardından nihayet bizlere “The Führer: An Allegory Of A History Of Deception” adlı ilk albümlerini dinlettiren Before The Was Roselyn merak edilen gruplar arasındaydı. İnternette bahsedilenlere göz atıldığında neredeyse her cümlelerinde Hıristiyanlıktan bahseden ekibin renginin ne olduğu anlaşılıyor.

As Cities Burn, Sleeping Giant, TRAPT gibi ülkemizde fazla konuşulmayan ekiplerinden dışında A Day To Remember, Job For A Cowboy, Maylene And The Sons Of Disaster ve Norma Jean gibi daha tanınır topluluklarla aynı sahneye çıkma fırsatını bulan BTWR’ın metalcore, screamo ve Christian rock üçlemesinden oluşan bir tarz çaldıkları söylenebilir.

Brian Hood’un yapımcılık ve mühendislik bakımından çok şey kattığı çalışmanın sunumu da bir hayli başarılı görünüyor. Parça sözleri incelendiğinde albümde birçok sorgulamanın yer aldığı fark ediliyor ki bu durum eserlerin özünü oluşturuyor. “The Führer …” samimi, benzerlerine nazaran gerçekleri daha fazla arayan bir albüm görünümünde diyebiliriz.

Birbirinden uğraşılmış parçalara sahip olan albümün “insan kalbinin derinliklerine ulaşabilecek kadar yalnızlık içerdiği” ekip tarafından tespit edilmiş görünüyor ve doğrusu en net yorumu kendileri yapmışlar diyebiliriz. Demon Hunter, The Devil Wears Prada ve Underoath dinleyicilerine Victory Records tarafından bu albüm tavsiye ediliyor, bize kalırsa kendi tarzında bir başyapıt!

PARÇA LİSTESİ

01. The Architect, 02. The Dustwalker, 03. The Deceiver, 04. The Adversary, 05. The Belladonnamyth, 06. Der Weibliche Führer, 07. Der Männliche Führer, 08. The Warrior, 09. The Prophet, 10. The Revealer, 11. The Deliverer.

BAĞLANTI NOKTALARI

http://www.myspace.com/beforetherewasrosalyn

http://www.victoryrecords.com

Emmure – Felony

Uzak durun!

En kaba tabiriyle “metalcore ve death metal öğelerinin iç içe kullanıldığı” deathcore alanında son birkaç yılda sayısız albüm yapıldı. Tarzın gelişmekte olduğu fark edilmesine rağmen bu süreçte deathcore olmayan birçok topluluğa “deathcore’dur” denildi. Tarzların ucundan bir şeyler katarak “biz bir sürü tarz birden çalıyoruz” diyenlerin bazıları iddiadan ibaret oldu, kimileri güzel sentezler ortaya çıkardı. İki tarzı yanyana getirip tek bir isim altında dinleyiciye sunabilmek sanıldığı kadar kolay olmayabiliyor. Emmure deathcore tarzında bu vaziyetin tam tersini gerçekleştirenlerden biri olmayı başarmıştı. 

Bazı New York’lu müzisyenleri de kapsayan 2003 doğumlu, Connecticut’lı ekibin Victory Records’ın kendine has topluluklarından biri olduğu biliniyor. “Goodbye To The Gallows” ve “The Respect Issue” albümleri sonrası beklenen “Felony” isimli çalışmalarının gerçekten adı gibi tam bir cinayet işi olduğu söylenebilir. Para, uyuşturucu, alkol ve tabanca temalarıyla dolu olan kitapçığı ve parça sözleriyle (sinema filmleriyle araları iyi görünüyor) bu albümün dinleyicide “yok etmeye dayalı” bir izlenim bıraktığı rahatlıkla söylenebilir. Ama çaresizlik ve bataklığın içine saplanılmış bir ruh halinin içinde bulunulduğu dikkatlerden kaçmıyor.      

32 dakikayı geçmeyen albümde Emmure’un gerçek kimliği ortaya çıkıyor. Özellikle Marc-Antoine Lussier ve Bryan Goldsman’ın yapımcılıktaki başarıları, grubun enstrüman tonlamalarındaki ve çalış tekniklerindeki ayrıcalıkları “Felony” yi özel bir kayıt haline getiriyor. “I Thought You Met Telly And Turned Me Into Casper”, “The Philosophy Of Time Travel”, “R2deepthroat, “Bars In Astoria” ve “Don’t Be One” gibi ilgi çekici Emmure parçalarının yer aldığı “Felony” isimli albümü edinmek isteyenlerin deathcore tarzında yeni şeyler keşfedeceği söylenebilir. Sapla samanı karıştırmayanlar için “Felony” doğru bir seçim!      

PARÇA LİSTESİ      

1. Sunday Bacon, 02. I Thought You Met Telly And Turned Me Into Casper, 03. I<3 EC2, 04. Felony, 05. You Sunk My Battleship, 06. The Philosophy Of Time Travel, 07. First Impressions, 08. R2deepthroat, 09. Bars In Astoria, 10. Lesson From Nichole, 11. Don’t Be One, 12. Immaculate Misconception.      

BAĞLANTI NOKTALARI      

http://www.emmure.com      

http://www.myspace.com/emmure      

http://www.victoryrecords.com

A Day To Remember – Homesick

Hayat yalan, saklanacak yer yok!

Bir süre önce İngiltere’de Bring Me The Horizon ve August Burns Red ile turlayan Florida’lı A Day To Remember ekibi 2003 yılında kurulmasına rağmen “Homesick” isimli 3’üncü albümlerini piyasaya sürmesini bildi. 2’inci kez Victory Records etiketi ile albüm çıkaran ADTR’ın elimize geçen yeniden basılmış versiyonuna göre konuşursak kendilerinin kademe atladıklarını söyleyebiliriz. Son dönemlerde kendilerinin adını daha sık duymaya başlayanlarımız muhakkak vardır. Reading & Leeds Festivalleri’ni ıskalamasalardı kendileri için daha da iyi olacaktı.

CD’nin üzerindeki jelatine bakılacak olursa “Victory’nin gelecek büyük grubu”, “duyabileceğiniz en sert pop grubu” gibi ibareler görülebilir. Bize kalırsa ADTR zaten Victory’nin büyük topluluklarından biriydi, çaldıkları ise post-hardcore, metalcore ve pop punk ekseninde gidip geliyor. Maksat gazlamak olsa gerek, isim yapmış yayın kuruluşları bunu kendilerine bir görev bilmeye devam ediyor. Dedikleriyle değil, markalarıyla konuşturuyorlar demek lazım geliyor.

Chad Gilbert (New Found Glory) tarafından yapımcılığı üstlenen, miksajları Adam Dutkiewicz (Killswitch Engage)’e ait olan “Homesick” çalışmasının “The Downfall Of Us All” isimli ilk parçası Rock Band oyununda kullanılmıştı. “NJ Legion Iced Tea” adlı 4’üncü parçayı da Guitar Hero World Tour oyunu almıştı. Albümdeki Mike Hranica (The Devil Wears Prada), Vincent Bennett (The Acacia Strain) ve Sierra Kusterbeck (VersaEmerge)’in katkıları gözden kaçmıyor ki Sierra’nın yer aldığı “If It Means A Lot To You” parçası iyi bir buluşma olarak farkını ortaya koyuyor. “Homesick” dinledikçe sevilen albümlerden biri, aynı zamanda yolculuk esnasında bıkmadan dinleyebileceğimiz kadar kulak dostu olduğu söylenebilir!

PARÇA LİSTESİ

01. The Downfall Of Us All, 02. My Life For Hire, 03. I’m Made Of Wax, Larry, What Are You Made Of?, 04. NJ Legion Iced Tea, 05. Mr. Highway’s Thinking About The End, 06. Have Faith In Me, 07. Welcome To The Family, 08. Homesick, 09. Holdin’ It Down For The Underground, 10. You Already Know What You Are, 11. Another Song About The Weekend, 12. If It Means A Lot To You, 13. Homesick (Bonus Acoustic Track), 14. Another Song About The Weekend (Bonus Acoustic Track).

BAĞLANTI NOKTALARI

http://www.adtr.com

http://www.myspace.com/adaytoremember

http://www.victoryrecords.com

Between The Buried And Me – The Great Misdirect

Yetenek, deneysellik, yaratıcılık!

Bazı topluluklar vardır, ortaya öyle bir müzik sunarlar ki dinlettikleriyle yıllar boyunca piyasada en üst sıralarda kalabileceklerinin sinyalini verirler. Bu tarz ekipler gerçekten kıymetli oluyorlar, arada sırada görünüyorlar. Dertleri sadece piyasaya yeni bir soluk getirmek değil, yapılmamış olanları yapmak oluyor. Bunun için de bir müzisyene çok şey gerekiyor.

Between The Buried And Me… Bu ismi dinlemeyenlerin bile en azından duyduğunu düşünüyorum. Kısa sürede şanları yayıldı, şu an MySpace’te reklamları dönüyor. “The Great Misdirect” 2009 yılının en iyi albümleri sıralamasında yerini çoktan buldu. CD kapağında Decibel tarafından yazılmış “Slayer etkileşimli Genesis” ibaresi görenlerini şaşırtıyor.

Bu albüm topluluğun altıncı albümü oluyor ve ekibin de belirttiği üzere BTBAM’in en iyi albümü olmuyor. Çünkü BTBAM sadece bu albümle kendinden söz ettiren bir ekip değil ama tırmanışa geçtikleri söylenebilir. Çeşitli tarzları harmanlayan, ilginç parça sözlerini bünyesinde barındıran, gelecekte konuşulacak bir albüm “The Great Misdirect”. “Disease, Injury, Madness” hayli sıradışı bir parça, bunu orijinalliğine bağlayabiliriz.

Sadece “Obfuscation” tarzı parçalar yazan bir ekip olsalardı çaldıkları tarzların popülerliğinle paralel bir gelecek onları bekliyor olacaktı. Kendileri sadece “Swim To The Man” parçalarını çalarak bile kalitelerini gözler önüne serebilirler. Müzisyenlerin on parmağında on marifet var. Siz siz olun, bu albümü dinlemeden önce diğer albümler hakkında yorum yapmayın!

PARÇA LİSTESİ

01. Mirrors, 02. Obfuscation, 03. Disease, Injury, Madness, 04. Fossil Genera – A Feed From Cloud Mountain, 05. Desert Of Song, 06. Swim To The Moon.

BAĞLANTI NOKTALARI

http://www.myspace.com/betweentheburiedandme

http://www.victoryrecords.com

The Empire Shall Fall

Etiketçiliğe karşı, hayranlarıyla bütün!

Selamlar Nick! “Awaken” için tebrikler. Bu albüm hakkında heyecan duyduğunuzu biliyoruz. Lütfen ilk albümünüzü biraz anlatır mısın?

Merhaba ve çok teşekkür ederiz. “Awaken” çalışmamızı nihayet çıkardığımız için heyecanlı ve gururluyuz. Bu albüme başlayıp bitirmek 6 ayımızı aldı. The Dear Hunter topluluğuna ait bir stüdyoda bateri kayıtlarımızı yaptık. Gitarlar ve bas bölümlerini kendi ev stüdyomuzda ve sonrasında Greg Tomao ile birlikte hallettik. Vokaller Providence, Rhode Island’daki Sound Ape Stüdyoları’nda kaydedildi. Miksaj/yönetim kısmı Sean Small (We Were Gentlemen, ABACAB) tarafından ele alındı. Yapımcımız ise gitaristimiz, Marc De Lisle’dir. Bir metal albümü için çok çeşitli bir albüm ve iyice düşünüp taşındıktan sonra hazırladığımız 8 parçayı kapsıyor.

Albümden favori parçan hangisidir, ya da aklına sürekli takılıp kalan bir parça var mıdır?

Hmm… Söylemesi zor. Hepsi takılıp kalıyor çünkü birbirinden farklı seslere sahip parçalarımız var. Kişisel olarak “Our Own” derim. Bence albümün en sert kısımlarını içeriyor. Bencilce olacak ama ondan hoşlanıyorum çünkü çaldığım kısımların eğlenceli olduğunu düşünüyorum. Bol bol çift elle çalıyorum. Hepimizi şaşırtan bir parça var ki o da “These Colors Bleed” dir. Hepimiz onun tamamından çok hoşlandık, geri dönüş yapan ustalarımızın olması iyi, performansını yaparken hayli soluk soluğa kalmıştık.

Parçalarınızın yazım ve kayıt aşaması nasıldı?

Sanırım ilk soruda yeterince yanıtladım, ama biraz daha bahsetmek gerekirse: Bizim yazım aşamamız alışılmamış bir şeydi. Jesse (şimdi de Marc), binlerce mil uzaklarda yaşıyorlar, yani kendisi otomobiline atlayıp prova yapmaya gelemez. Esasen her şey internet üzerinden dönüyor. Jake yazımların büyük kısmını yapıp demoları elektronik postayla bizlere ulaştırıyor. Sonra dinleyip öğreniyoruz, kendimize ait ezgileri belirliyoruz. Enstrümanlar bir araya geliyor ve prova yapılıyor, değişiklikler yapılıyor, kısımlar ekleniyor. Sonra üretilenleri kaydediyoruz ve Jesse’ye mp3 şeklinde yazması için elektronik posta gönderiyoruz. Bu bizim için kafi görünüyor. Aslında bence daha iyisi olabilir çünkü biz bir şeyler üretirken vokalsiz iş görüyoruz, yani olmayan vokallere güveniyoruz. Herhangi bir vokal melodisinden bağımsız parça şekillerini öğrendik. Yeni nağmeler için dezavantaj, bir de onları canlı çalacağız, Jesse’nin farkında olmadan hareket ediyoruz.

Albümden ne umuyorsunuz ve Angle Side Side Records ile birlikte olmanız hakkında neler söyleyebilirsin?

Dürüst olmak gerekirse bu albümden ne ummamız gerektiğini bilmiyoruz. Benim küçük markam Angle Side Side’tan yayınladık. Tişört satışları ve şovlardan kazandıklarımızla yapılmış bir albümdür. Daha fazla para isteseydik, davranışlarımı o yönünde değiştirirdim ve kar edebilirdim. Kendin yap felsefesiyle müzik üretenlerden daha fazla para cebimize girmiyor, arada ipek kumaşlı tişörtlerimizi giyip evlerimizde kendi enstrümanlarımızı çalıyoruz, küçük markamızdan albüm yayımlıyoruz. Umarız insanlar albümü dinlerler ve anlatmak istediklerimizi anlarlar. Açık değilse, mesajlarımızın merkez noktasında yozlaşan politik çevreyle karşı yapılan bir savaşım var. Bunun topluluğun en önemli yanı olduğu kanısındayız ve bu albümle birlikte insanların müzikten daha fazla şeylere ulaşmasını ümit ediyoruz.

“Awaken” için yapılan fotoğraflar çekimleri eğlenceli görünüyor. Yeni resimleriniz için ne düşünüyorsun?

Evet, fotoğraf çekimleri esnasında eğlendik. Emily Stamp gibi harika bir fotoğrafçımız var. Tanıtıma yönelik geçmiş fotoğraflarımızda yine kendisiyle çalışmıştık. Onunla çalışması kolay ve şaka kaldırabiliyor. Ama yeri geldiğinde bizleri düzeltiyor ve gereken ciddiyeti kazandırıyor. Birisinin sizle grup şeklinde çalıştığını anlaması önemlidir, aksinde resimler beceriksiz işi olabilir ve sen o resimlerde olabilirsin. Emily Stamp ile mutluyuz.

“Bağımsız Müziği Destekleyin”… “Awaken” tanıtım video klibiniz sonunda niçin bu mesajı veriyorsunuz?

Biz bağımsız bir topluluğuz. Bu toplulukla elde ettiğimiz her şey sıkı çalışmamızın bir ürünüdür. Kendi kendimize yetiyoruz. Bu yolda destekleriyle bize yardımcı olan insanlar var olsa da kesinlikle bağımsızız. Birçok insan plak firmalarından ya da dağıtımcılardan destek almadığımızı anlayamıyor. Gençler CD’mizi her yerden bulabileceğini ya da İngiltere’de düzenlenmesi olası bir tur afişinin en üst sırasında yer alacağımızı düşünüyor. Böyle bir şey yok… Tamamen. Bağımsız sanatçılar özen göstermek için zaman harcarlar, şovlara çıkarlar, piyasaya müzik sürerler, temel ihtiyaçlarını satın almaya güçleri yettikleri kadar karşılarlar. Bu yüzden video klibimize “Bağımsız Müziği Destekleyin” ibaresi eklerken, bağımsız sanatçılara karşı olan farkındalığı arttırmayı denedik çünkü insanlar hayranlarımıza ne kadar fazla güvendiğimizi anlamıyor.

Metalcore sahnesi Boston, Massachusetts bölgesinde kendisini nasıl tanıtıyor ve büyüyor? Bu eyalet için fikirlerin nedir?

Gerçekten bilmiyorum. “Metalcore” kategorisinin bir parçası olmak istemiyoruz. Burada yanlış bir şey yok, düzenli seslerle limitli olmayı gerçekten istemiyoruz. Metalcore sahnesini çok fazla takip etmedim. Bir topluluktan hoşlanırsam, CD’sini alır ve onları desteklerim ama onların ne olduğunu çok fazla düşünmem.

Kişisel etkilenimlerin hangi topluluklardır ve The Empire Shall Fall genel olarak hangi topluluklardan etkilendi?

Topluluk olarak etkilendiğimiz çok şey var, bireysel olarak da. Hepimiz metal müziği seviyoruz, besbelli, ama hepimizin çeşitli ilgi kaynakları var ve bu yüzden etkilendiklerimizi sayıp dökmek uzun olabilir. Şahsen Gavin Castleton, Between The Buried And Me, Radiohead, The Dear Hunter, Converge ve birçok diğer isimle ilgileniyorum. At The Gates, Refused, Edge Of Sanity, Meshuggah, Pink Floyd ve The Hidden Hand toplulukları etkilenimlerimiz arasındadır.

The Empire Shall Fall’un şu anda ne tür amaçları var (kısa vadede ve uzun vadede)?

Şu anda albümümüzü yaymaya yoğunlaştık. Hepimizin işleri/okulu var ve bu sebeple gerçek manada turlayamıyoruz, umarız bir gün buradan çıkarız ve mesajlarımızı çevreye yayarız.

2009 yılının kalan kısmı için planlarınız nedir?

Kuzey Doğu Amerika bölgesinde bazı şovlarımız olacak. Sonra biraz ara vereceğiz ve arkadaşlarımızla, ailelerimizle zaman geçireceğiz. Bu albümümüzün yapım aşamasında yaşadığımız altüst olma durumlarını unutacağız, 2010 yılındaki ikinci bir albüm için hepimizin gevşemeye ihtiyacı var.

İleride ortaklık yapmayı düşündüğünüz birileri var mı?

Hmm… İlginç soru. Bunu çok düşünmemiştim. Bizim limitlerimizi zorlayan bir yapımcıyla çalışmak olabilirdi, yaratıcılık anlamında. Kim olurdu emin değilim ama grup olarak harika bir yapımcıyla birkaç haftalığına stüdyoya kilitlenebilirdim, metal albümlerinin “Dark Side Of The Moon” u için olabilirdi, göreceğiz.

Sence tüm zamanların favori albümleri nelerdir?

Geri dönelim ve yeniden “Dark Side Of The Moon”, ama bu albüme aşığım. Bence gerçekten tüm zamanların en iyi albümlerinden biridir. Yapımı çok ilginç, özellikle yayımlandığı zamanda. Bana kalırsa Between The Buried And Me’nin bu yönde attığı adımlar var, metal albümleriyle ilgili kaygıları yok. Son albümleri başyapıttır. Kişisel olarak bu gruptan metal müziğin olmadığı bir albümü dinlemek isterdim. İddiasına girerim yaparlar.

Çok beğendiğiniz bir anınız var mı ya da ürperdiğiniz ya da bunun gibi başka bir şey?

Çok beğendiğim bir anı? Birçok hatıra için yeterli derecede şov yapmadık, ama Oneonta, New York’ta çalarken komik bir şeye şahit olmuştuk. Hepimiz otel odalarımızdaki yataklarımızda oturup televizyondan Bob Ross’un resim yapmasını seyrediyorduk. Neler olduğunu baktığımızda şaşırıp kalıyorduk. Adam göl ya da ona benzer bir şeyler çizecekken resmin üzerine küçük siyah bir damla döküp mahvetmişti, ne yapıp edip sonradan o berbat kısmı şaşırtan bir ağaca dönüştürdü. Anlatırken pek ilginç bir şey gibi gelmeyebilir ama biz bu adamı 45 dk. izledikten sonra bunu başarabildiğine şaşırdık. Topluluk olarak tanıklık ettiğimiz komik bir anımızdır.

Yanıtların için teşekkürler. Son olarak The Empire Shall Fall hayranları için herhangi bir bilgilendirme yapar mısın?

Albüm hakkında konuşmamıza olanak sağladığın için teşekkürler. Zannedersem hayranlarımız demek “Teşekkürler” demek oluyor. Bizler mesajlarımızı eksik etmeyeceğiz ve albüm tanıtımlarımızı sürdüreceğiz. Bazen bazı şeyleri gerçekleştirdiğiniz için insanlara dönüp saniyelerce teşekkür etmeyi mümkün hale getiren insanlar var, adi gelebilir. Bizim hayranlarımız olmasaydı, bu albümü çıkaramayabilirdik. Hayranlarımız sonuna kadar hayranımızdır ve destekçidir. Evet, sizlere teşekkür ediyoruz! Gördüğünüzden daha fazla anlamına geliyor.